mobile menu
D Psm
Teknolojiyi Ölçekleyen Asıl Güç İnsandır

Tülin Çakmak, İstanbul

Veriyi rehber, teknolojiyi araç, insanı merkeze alan liderlik anlayışına sahip bir yönetici Şule Hatun Avşaroğlu.

Dijitalleşmenin ve yapay zekânın iş dünyasını yeniden tanımladığı bir dönemde, gerçek farkın hâlâ insanda saklı olduğunu düşünüyor. Bu yüzden de teknolojiyle insanı buluşturan liderlik yaklaşımıyla bu dönüşümün merkezinde yer almayı prensip edinmiş.

İnsan kaynaklarını yalnızca bir destek fonksiyonu değil; kültürü, yönetişimi ve sürdürülebilir büyümeyi şekillendiren stratejik bir alan olarak konumlandırıyor. Veriye dayalı karar alma, yapay zekâ destekli yetenek yönetimi ve çalışan deneyimi odağındaki uygulamaları önceliklendiriyor.

Bu röportajda Architecht İK, Finans ve Yönetişimden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Şule Hatun Avşaroğlu ile dijital dönüşümün insan kaynakları dünyasını nasıl şekillendirdiğini, teknoloji şirketlerinde insan odaklı liderliğin neden her zamankinden daha kritik olduğunu ve geleceğin kurumlarını ayakta tutacak yaklaşımı konuşuyoruz...

Kısaca sizi tanıyabilir miyiz? Kariyer öykünüzü bizimle paylaşır mısınız?

1981 doğumluyum. İstanbul Bilgi Üniversitesinde lisans ve yüksek lisans eğitimimi tamamladım. Kariyerime insan kaynakları alanında başladım. 17 yıl Kuveyt Türk İnsan Kaynakları bünyesinde farklı görevlerde bulundum. Bu süreçte çalışan deneyimini ve teknolojiyi merkeze alan dönüşüm projelerine katkı sağladım. 2022 yılında İK, Finans ve Yönetişimden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olarak Architecht’e katıldım. Burada sadece İK süreçlerini değil, finans ve yönetişim gibi kurumun stratejik işletme fonksiyonlarını da yönetiyorum. Bu çok disiplinli yapı, bana işin hem insan hem de şirket boyutunu bir arada deneyimleme fırsatı sunuyor.

Teknoloji ve dijitalleşme insan kaynakları dünyasını nasıl dönüştürüyor? Siz bu dönüşümde Architecht’te insan kaynakları alanında hangi yenilikleri getiriyorsunuz?

Bugün insan kaynakları dünyasında veriye dayalı karar alma, yapay zekâ destekli yetenek yönetimi ve çalışan deneyimi tasarımı, günlük işimizin ayrılmaz bir parçası. Dijitalleşme sayesinde organizasyonlarımızı daha iyi tanıyor, çalışanlarımızın potansiyelini doğru araçlarla görünür kılabiliyoruz.

20 yıldır bu alandayım ve şunu çok net söyleyebilirim: Teknolojiyi sadece süreçleri hızlandırmak için değil, insanı daha iyi anlamak ve geleceğe yönelik gelişimine destek olmak için kullandığımızda gerçek dönüşüm başlıyor.

Architecht’te bu dönüşümü üç ana eksende ele alıyoruz: 

  • Yeteneği ölçmek, gelişimi izlemek ve bağlılığı artırmak için güçlü HR analitiği altyapıları kurduk. Buradaki veriler bize çok değerli iç görüler sunuyor.
  • Çalışanlarımızın işe alımdan gelişime kadar tüm yolculuğunu dijitalleştiriyoruz. Archi Touch ismini verdiğimiz kurum içi onboarding sürecini destekleyen bir akıllı asistanımız var. Yeni başlayan ekip arkadaşlarımız, bu agent sayesinde şirket kültürü, araçlar ve süreçlerle ilgili bilgilere kolayca ulaşabiliyor. Archi Touch, çalışan deneyimini güçlendirirken, oryantasyon sürecini de kişiselleştirilmiş ve etkileşimli bir hale getiriyor.
  • Teknolojiyle insanı dengeleyen, çevik ve öğrenen bir organizasyon kültürü inşa ediyoruz. Çünkü dijitalleşme araçlarla değil, zihniyetle başlar. 

Buradaki vizyonumuz, Architecht’te her çalışanın potansiyelini teknolojiyle desteklemek ve “insanı merkeze alan dijital bir kurum” kimliğini güçlendirmek. Bu da hem bireysel hem kurumsal anlamda sürdürülebilir başarıyı beraberinde getiriyor.

Sektörünüzdeki değişimin odağında neler görmek istersiniz? 

Finans sektörü teknolojik olarak hiç olmadığı kadar hızlı evriliyor. Artık dijitalleşme bir verimlilik meselesi değil, önemli bir kültür dönüşümü. Yapay zekâ, veri analitiği ve otomasyon, finansal hizmetleri dönüştürürken aynı zamanda iş yapış biçimlerimizi, öğrenme modellerimizi ve çalışan deneyimini yeniden tanımlıyor. Bu dönüşümün odağında, teknolojinin insanın yerini almak yerine onu güçlendirdiği bir anlayışın yer almasını önemsiyorum. Architecht olarak, teknolojiyi insana dokunan bir değere dönüştürmeye odaklanıyoruz.

Geleceğe dair en büyük dileğim, teknolojinin merkezinde insanı, verinin merkezinde anlamı görebilmek. Finansal teknolojilerin bu vizyonla şekillenmesi, sektörümüzü sadece dijital değil kültürel olarak da ileri taşıyacak. Architecht’te tam da bu dönüşümün mimarlarından biri olmayı hedefliyoruz.

Kariyerinde yükselen genç kadın profesyonellere hangi üç stratejik öneriyi verirsiniz? Özellikle insan kaynakları, yönetim ve liderlik odağında...

Birinci önerim, kendinizi sürekli yenileyin ve merak duygunuzu kaybetmeyin. Teknoloji, iş dünyası, beklentiler değişiyor ama öğrenme isteği hiç değişmemeli. Farklı uzmanlık alanları konusunda da gelişim odağımızın olması çok kıymetli.

İkinci önerim, insanı merkeze alın. Yönetim ya da liderlik ne kadar dijitalleşirse dijitalleşsin, özünde insanı anlamak, dinlemek ve değer vermek yatıyor. İyi bir lider, önce insanı okuyabilmeli.

Üçüncü önerimse, görünür olmaktan korkmayın. Fikirlerinizi, başarılarınızı ve hedeflerinizi açıkça ifade edin. Bence cesaret liderliğin en güçlü yakıtıdır. Kadın profesyoneller olarak bazen mükemmel olmaya fazla odaklanıyoruz. Oysa liderlik mükemmel olmak değildir. Kendi sesinizi koruyun, inandığınız değerlere tutunun ve öğrenmekten asla vazgeçmeyin.

Kız çocukları ve genç kadınlara yönelik sosyal sorumluluk projelerinde yer alıyor musunuz? Örneğin mentorluk, burs programları veya gönüllü çalışmalar? Bu deneyimlerinizden bahseder misiniz?

Evet, sosyal sorumluluk projeleri kariyerimin anlamlı parçalarından biri. İş hayatındaki tecrübelerimi paylaşmak, gençlere ve özellikle kız çocuklarına ilham olabilmek benim için bir gönül işi. Kuveyt Türk ve Architecht’te görev yaptığım dönemlerde mentorluk programlarına aktif olarak katıldım; şirket içerisinde yeni atanan liderlerimizden yeni başlayan arkadaşlarımıza kadar farklı rollerdeki arkadaşlarımızla temas etme fırsatımız oldu. Bununla birlikte iş dışında da hem üniversite öğrencilerine hem de kariyerinin başındaki genç arkadaşlarıma yol göstermeye çalıştım. Ayrıca toplumsal etki oluşturma konusunda kurumlarımızın yürüttüğü projelere destek vermekten büyük mutluluk duyuyorum. Özellikle “Geleceğe Yazılım” projesi bu anlamda çok özel. Ortaokul düzeyindeki çocuklara robotik kodlama eğitimi vererek, onların teknolojiyi yalnızca tüketen değil üreten bireyler olarak yetişmelerine katkı sağlıyoruz. Türkiye’nin dört bir yanında bu eğitimlerin yaygınlaştığını görmek gerçekten umut verici.

Her fırsatta gençlerle bir araya geliyorum. Enerjilerinden çokça besleniyorum. Onların hayallerini dinlemeye ve yollarını bulmalarına yardımcı olmaya çalışıyorum. İnşallah bu küçük temaslar geleceği değiştirecek büyük adımlara vesile olur. 

İş ve özel hayat dengesini nasıl sağlıyorsunuz? Hobileriniz ya da sizi dinlendiren aktiviteler neler?

Sağlayamıyorum:) Gerçekten yoğun bir tempoda çalışıyorum. Farklı disiplinlerde faaliyet gösteren birçok ekip bana bağlı ve her biriyle yakından ilgilenmeyi önemsiyorum. Günün sonunda bir bakıyorum, mesai bitmiş ama zihnim hâlâ projelerde. Bu da iş-özel yaşam dengesini zaman zaman zorlayabiliyor.

Tüm bu yoğunluğa rağmen kızım Zeynep ve ailem benim için hayatın merkezinde. Ne kadar yoğun olursam olayım, onlarla geçirdiğim zaman beni yeniden dengeliyor. Birlikte seyahat etmeyi çok seviyoruz. Kısa hafta sonu kaçamakları bile bize iyi geliyor.

Yüzmek de benim en büyük kaçış alanım diyebilirim. Hem fiziksel hem zihinsel olarak yenilenmemi sağlıyor. Her ne kadar kendi adıma bu dengeyi mükemmel şekilde kurduğumu söyleyemesem de Architecht’te ekip arkadaşlarımızın bunu başarabilmesi için önemli adımlar attık. Esnek çalışma modelleri, sosyal etkinlikler ve aile dostu kurum kültürümüz sayesinde çalışanlarımızın iş dışında da kendilerine ve sevdiklerine kaliteli zaman ayırabildiklerini görmek beni gerçekten mutlu ediyor.

Diğer Medya Yazıları
Loading...