Sanayi Devrimi: Dünyanın Dönüşmeye Başladığı Dönem
Tarih boyunca insanlar güvenlik, barınma, tarım ve ulaşım gibi farklı birçok sebeple daima bir arayış ve dolayısıyla da bir değişim içerisinde olmuştur. Ancak teknik anlamdaki ilerleme her zaman çok hızlı olamadığı için amaçlanan değişimin hızı da dönemden döneme farklılık göstermiştir. Aslında sanayi devriminin başlamasıyla birlikte, insanlık tarihinde yeni bir sayfa açılmış, değişim ve dönüşümün hızı önceki yüzyıllarla kıyaslanamayacak kadar yüksek bir seviyeye çıkmıştır.
Sanayi devrimiyle başlayan değişim dalgasının etkisini Hans Freyer’ın, Sanayi Çağı isimli kitabındaki gibi ifade etmek gerekirse, 1830 ve 1870 yılları arasında kurulan demir yolu sistemleri, aşağı yukarı 4 bin yıldır kullanılan atlı arabaları ortadan kaldırmıştır. Bir başka deyişle, ulaşım alanında bu 40 yılda, önceki 4 bin yıldan daha fazla değişiklik olmuştur.
Demir yolu ağlarının ülkeleri sarması ve buharlı gemilerin de hiçbir rüzgara ihtiyaç duymadan okyanuslar arasında özgürce dolaşabilmesi sayesinde, 1800’lü yıllarda dünya bir anda çok hızlı bir şekilde değişmeye başlamıştır. Zira ulaşımdaki bu devrim sayesinde ihtiyaç duyulan hammaddeler çok uzak ülkelerden sanayi üretim merkezlerine ve buralarda çok yüksek miktarlarda üretilen mallar da yine dünyanın dört bir tarafına kolaylıkla taşınmaya başlamıştır. Sanayi devriminin temel ilkesi olarak da görülebilecek bu durum, dünyadaki tüm dengelerin değişmesine neden olmuştur.
Sanayi devrimiyle birlikte, insanlar mevcut evlerini, köylerini ve işlerini bırakmışlar ve fabrikalarda çalışmak için kent merkezlerine yerleşmeye başlamışlardır. Bu yeni durumda, toplumsal yapı da tamamen değişmiş ve işçi sınıfı da ilk defa o dönemde ortaya çıkmıştır.
Yeni Kırılma: Yapay Zeka Çağı
Sanayi devrimiyle birlikte, yukarıda da kısmen ifade ettiğim gibi birçok zanaat erbabı işlerini bırakmış ve fabrikalarda işçi olarak çalışmaya başlamıştır. Zira, sürekli yeni fabrikalar kurulmuş ve buralarda çalıştırmak için ciddi bir insan kaynağı ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Ayrıca 1800’lerin başında 1 milyar olan dünya nüfusu, bugün 8,3 milyar seviyelerine ulaşmıştır.
Nasıl sanayi devrimi dünyayı birçok alanda yeniden şekillendirdiyse, bugün de yapay zeka çağının insanlar ve kurumlar üzerinde benzer bir etki oluşturabileceğini görüyoruz. Aslında yapay zeka çağıyla birlikte, sanayi devrimine benzer bir kırılma, bir değişim ve bir dönüşüm noktasındayız. Buradaki en temel farklardan biri, bu değişim sürecinin hızı olacak gibi görünüyor. Bir başka deyişle, sanayi devriminde on yıllarla ifade ettiğimiz sürecin aksine, yapay zeka çağının getirdiği değişim ve dönüşüm dalgasının etkilerini çok daha kısa bir zaman diliminde görmeye başladık bile.
En popüler yapay zeka uygulamalarının başında yer alan Chat GPT’nin sadece 2 ay içinde 100 milyon kullanıcıya ulaşması, yapay zekanın hayatımıza ne denli hızlı girdiğini ve bireysel kullanıcılar arasında da ne kadar hızlı yayıldığını gösteriyor.
Gartner’ın araştırmalarına göre, CEO’ların %79’u önümüzdeki 3 yıl içinde yapay zekanın sektörleri etkileyecek en önemli teknoloji olduğunu düşünüyorlar. Ayrıca 2027 yılına kadar işe alım süreçlerinin %75’inde adayların yapay zeka yeterliliğini test edecek sınavlar uygulanacağı öngörülüyor.
Bugün yapay zekayla birlikte, insan kaynağı özelinde, sanayi devriminin yaşandığı döneme nazaran biraz daha farklı bir şeyi konuşuyoruz. Yapay zekanın ve yapay zeka ajanlarının hangi işleri ortadan tamamen kaldıracağı, herkesin en merak ettiği konuların başında yer alıyor. Bununla birlikte, şunu vurgulamakta fayda var: Nasıl sanayi devrimiyle birlikte yepyeni bir işçi sınıfı ortaya çıktıysa, aslında bugün de yapay zekayla birlikte “veri ve yapay zeka yetenekli” yepyeni bir sınıfın doğduğunu görüyoruz. Gartner’ın tahminlerine göre, 2027 yılına kadar işe alım süreçlerinin %75’inde adayların yapay zeka yeterliliğini test edecek sınavlar uygulanacak. Bu da gösteriyor ki, yapay zekayı etkin kullanmak bir tercihten daha çok, bir zorunluluk haline geliyor.
Kurumlar için Yol Haritası: Yapay Zekadan Değer Üretmek
Peki kurumların yapay zekadan bir an evvel somut faydalar elde edebilmesi ve bu dönüşüm sürecini kaçırmamaları için neler yapmaları lazım? Bu konuyu şüphesiz çok geniş bir çerçevede ele almak mümkün. Ancak ben burada önemli gördüğüm 5 ana maddeye değineceğim.
- Yapay Zekayı Müşteri Odaklı Kullanmak
Bence yapılması gereken ilk iş kurumların kendi sorunlarına değil, müşterinin sorunlarına odaklanmaları. Bir başka değişle yapay zekayı müşteriye daha iyi bir deneyim yaşatmak için kullanmak, kurumların en önemli önceliği olmalı diye düşünüyorum.
- İnsan Kaynağını Dönüştürmek
İkinci olarak, yapay zeka yetkinliklerine sahip bir insan kaynağı oluşturmak için yeni bir strateji ortaya koymak gerekiyor. Bir taraftan mevcut insan kaynağının yapay zeka ve veri yetkinliğini artırmak, diğer taraftan da yeni istihdamları geleceğin yetkinliklerini göz önüne alarak yapmak bu stratejinin ana unsurları arasında yer almalıdır.
- Veri Altyapısı Güçlendirmek
Üçüncü olarak, veri temellerini güçlendirmek ve verinin yapay zeka modellerinde kullanılabilir hale getirmek en önemli öncelikler arasında yer almalı. Çünkü yapay zeka projelerinin başarısız olmasının temel nedenlerinden birinin, veri alt yapısına ve veri kalitesine dair eksiklikler olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.
- Yapay Zeka Portföyünü Doğru Oluşturmak
Dördüncü olarak, yapay zekayla en fazla değeri en hızlı oluşturabileceğimiz alanlara yoğunlaşmayı da çok değerli buluyorum. Zira, kurumların kaynakları hiçbir zaman hedeflenen tüm projeleri aynı anda hayata geçirmeye yetmeyecektir. Yani her zaman kaynakların yeteceğinden daha fazla sayıda iyi proje olacaktır. Bu kapsamda, yapay zeka proje portföyünün doğru analiz edilmesinin ve proje önceliklendirmelerinin doğru yapılmasının çok önemli olduğunu düşünüyorum.
- Yapay Zekayı Organizasyonun Tamamına Entegre Etmek
Beşinci olarak da yapay zeka projelerinin ancak BT ve iş birimlerinin tam uyumu ve iş birliği ile başarılı olabileceğini unutmamak gerekiyor. Bir başka değişle, yapay zekayla değer üretmek ve etkin sonuçlar alabilmek için yapay zekanın sesinin organizasyonların tüm departmanlarında yankılanması gerekiyor.
Dönüşümün Değişmeyen Doğası
Özetlemek gerekirse, sanayi devrimi ve yapay zeka çağı birçok açıdan birbirine benzerlik gösteren iki zaman dilimi gibi görünüyor. Sanayi devrimi buhar makinasıyla, trenlerle, demirle, çelikle ve motorla bir değişime neden olurken; yapay zeka çağında veri ve algoritmalar değişimi hızlandıran unsurlar olarak öne çıkıyor.
Sanayi devriminde kas gücü ve makinaların birleşimi bir dönüşüme neden olurken, bugün yapay zekanın karar mekanizmalarında ve diğer birçok alanda zihin gücünü artırdığını görüyoruz.
Sanayi devriminde başat rol oynayan unsur devasa fabrikalar, bugün yerini devasa veri merkezlerine bırakıyor. Sanayi devrimiyle birlikte işçi sınıfı doğarken, yapay zeka çağı ise ortaya bilgi işçilerini (knowledge worker) ve hatta yapay zeka ajanlarını çıkarıyor.
Sanayi devrimi nasıl dünyayı yeniden şekillendirdiyse bugün de yapay zekanın hem dünyayı hem de kararlarımızı başka bir seviyeye taşıdığını net olarak görebiliyoruz. Sanayi devriminden en fazla değer elde edenler o dönemde makinaları en doğru şekilde kullananlarken, bugünün kazananları ise veriden ve yapay zekadan en doğru şekilde istifade edenler olacak gibi duruyor.
Efesli Herakleitos’un da dediği gibi, hayatta değişmeyen tek şey değişimin kendisi olarak kalmaya devam edecek.